seyyahdergi
34 Takipçi | 10 Takip
25 09 2013

KIRMIZI TOKA

                              KIRMIZI TOKA             (tahirkesgin@yahoo.com)                                            ””2004 yılında yaşanmış gerçek bir olaydan esinlenilmiştir””                                                 “Aylardan beri ilk defa soğuk esen rüzgâr, serinletmekten çok haber taşıyor gibiydi. Kış mevsiminin soğuk nefesi, sigara için çıktığım balkonda tüm kemiklerime işlemişti. Bu doğanın insanlarla bir tür haberleşme yoluydu sanırım. Bu aynı zamanda okulların açılışının da habercisiydi. Babamlara inat – buradaki çoğul eki babam, annem, abim, teyzemleri kapsamaktadır- girdiğim bu bölümde geriye sadece son adım kalmıştı. Gazetecilik okumaya karar verdiğimde bunun bilinçli bir karardan çok, genç bir bireyin acemi, geçici, tutarsız hevesi olduğunu düşünüyorlardı. İktisat oku, işletme oku, öğretmen ol, kaymakam ol dedikçe inatla gazeteci olacağımı söyledim ve şimdi son senem. Zevk alarak okuduğum, isteyerek yaptığım, kazanç kaygılı mecburiyetlerden ziyade yaparken mutlu olduğum bir iş. Sigaramı bitirip odama girdim. Biraz vakit geçirdikten sonra annemin “Ayla hadi kızım” çağrısıyla gidip sofraya oturdum. Ge... Devamı

30 10 2012

BİR MİLYAR İNSAN HANGİ SUÇUNDAN DOLAYI AÇ?

    "BİR MİLYAR İNSAN HANGİ SUÇUNDAN DOLAYI AÇ?"   16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle BM haberi: “Birleşmiş Milletler (BM) dünyada açlık sorunu yaşayan insan sayısının 1 milyarı geçtiğini açıkladı. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Gıda Programı’na (WFP) yayınladıkları ortak raporda, dünyada açlıkla mücadele eden insan sayısının, 2009 yılında 100 milyon artarak, 1 milyar 20 milyona ulaştığını bildirdi. Raporda, bu sayının son 40 yıldaki en yüksek aç sayısı olduğu ifade edildi. FAO Genel Sekreteri Jacques Diouf rapor açıklanırken, ‘Aç insanların sayısındaki artış tahammül edilemez noktada’ dedi. Diouf, ‘Açlık sorunun yok edilmesi için ekonomik ve teknik olanaklarımız var, ancak açlığı sonsuza kadar yok etmek için eksik olan siyasi iradedir’ diye konuştu…” Görüldüğü gibi 1 milyar 20 milyon insan “yeryüzünün” sokaklarında aç dolaşıyor. Oysa kıssaların anasında ne deniyordu: “Orada (yeryüzünde) aç kalmazsınız, çıplak olmazsınız, susuzluk çekmezsiniz, güneşin sıcağında yanmazsınız.” (Taha; 118-119) Yani “yasak ağaçlardan” (adam öldürmek, hırsızlık, yolsuzluk, fuhuş, zulüm, işgal, şiddet, sömürü vb.) yediğiniz takdirde açlık, çıplaklık, susuzluk, yanma; ateş, kaos ve krizden kurtulamazsınız… Bunlar olmadığı takdirde yeryüzü sizin için “cennet” aksi halde “cehennem” olur… Yeryüzünün cennete veya cehenneme çevrilmesi bizim kendi ellerimizle y... Devamı

02 10 2012

İSLAM VE EVRİM TEORİSİ

  İSLAM VE EVRİM TEORİSİ    Bu makalede İslam düşünce tarihinde yalnız kalmış bir fikri damardan kısaca bahsetmek istiyorum. Unutulmuş veya yalnız kalmış olmaları doğru düşünmedikleri anlamına gelmez. Bilakis kendi çağlarının hayli ötesinde fikirlere sahip olmaları muhtemeldir. Niyetim, böylesi fikirlerin de olduğundan hareketle “İslam düşüncesi tarihinin”, aslında, kendini bir dünya düşüncesi haline getirebilmiş son derece renkli ve devasa bir birikime sahip olduğunu biraz olsun gösterebilmektir. İslam tarihinde oluşan fikri “statüko” bunların çoğunu dışladığından bugün için pek bilinmezler. Adları etrafında şüphe bulutları estirildiğinden “sakıncalı piyade” muamelesine tabi tutulmuşlardır. Yani tabiri caizse ellerinden silahları alınmış, rütbeleri sökülmüş ve karargah merkezlerine sokulmamışlardır… Çoğunun fikirleri, örneğin, Abbasi İmparatorluğu’nun “üniversite rektörü” ve sonraki Müslüman imparatorlukların da daimi gözdesi olan Gazzalî’nin gördüğü itibarı görememiştir. Aşağıda özellikle “evrim teorisi” hakkındaki görüşlerini öne çıkararak aktardığım bunlardan bazıları “modern çağı” hiç görmediler ve yaşamadılar. İslam tarihinin derinliklerinde ise unutuldular. Daha çok batı ülkelerinde rağbet gördüler. Buradan anlaşılıyor ki, aslında, İslam kültür ve medeniyetinin modernizmden etkilendiğinden değil; daha çok onu etkilediğinden bahis açmamız gerekiyor. Bu bize bambaşka bir bakış açısı verecektir. Vakıa, olan da bu zaten. Yani modernler çıkarken biz iniyorduk. Modernlerin geldiği yerden aslında biz dönüyorduk. Tabi bu... Devamı

27 09 2012

İSLAM'I YIKAN ÜÇ ŞEY (3M)

  İSLAM'I YIKAN ÜÇ ŞEY (3M)     Yeryüzünde 1 milyar Müslüman… Mağripten maşrika saraylar, hanlar, hamamlar… Mavi göğe yükselen minareler… Susmayan ezanlar, inmeyen bayraklar… Namazlar, cumalar, bayramlar, kurbanlar… Kabirler, türbeler, fatihalar, yasinler… Bütün bunlar İslam’ın yeryüzünde gürül gürül yaşandığı, dimdik ayakta durduğu anlamına mı geliyor? Eğer öyleyse “Geçip giden varsa İslam’ın şu çiğnenmiş diyarından”, “ümmet-i merhume” (ölü ümmet) haline gelmiş ve “felç-i iradiye mübtela olmuş” hal-i pür melalimize (yerlerde sürünen acınak halimize) ne diyeceğiz? Akif’in dizeleriyle; “Zulme tapmak, adaleti tepmek, hakka hiç aldırmamak Kendi asudeyse, dünya yansa baş kaldırmamak… Sözünde durmamak, yalan sözden çekinmemek Kuvvetin meddahı olmak, acizi hiç söyletmemek… Mübtezel bir çok merasim; eğilip bükülmeler, yatmalar Şaklabanlıklar, gösterişler, ardı ardına aldatmalar… Fırka, milliyet, lisan namıyla daim ayrılık En samimi kimseler arasında ciddi açık… Enseden arslan kesilmek , cepheden yaltak kedi Müslümanlık bizden evvel böyle bir zillet görmedi…” Peki bu ümmet bu zillete neden düştü? Müslüman dünya neden “Ehl-i kitaplaşma süreci” yaşadı, yaşıyor? Önceki Ehl-i kitaplaşmalara bakın, hiç ders almadan aynısını neden biz de yaşıyoruz? *** Kiliseler, havralar, sinegoglar, camiler, ezanlar, çan sesleri… ... Devamı

22 04 2011

Deniz Aşırı Diyarlar

  YAZAN:  Husniye YARGITAY   Gitmek mi zordur,kalmak mı zordur Pısmanlık duyulanı yapmak mı güçtür, pişmanlık  duyulanı yapılan mı olmak güçtür Gitmek zorunda olan mı zordadır,kalmak zorunda olan mı zordadır, Yas tutan mı yastadır, yası tutulan mı yastadır, Şükran duyulanı mı yapan şükrandadır, şükran duyulanı yapılan mı şükranda dır, Yol açan mı mucit,yolu bulan mı mucit, yoldan çekilen mi mucittir, Yası tutarken, sorular ıcınde iç çürümektedır,yaşamın kıyısında yaşamı sevmek mi,yasşamın içinde yaşamn musikisinin tınılarını duyarak rıtmı yakalamak ve tango, Yerı geldıgınde geri adım,yeri ggeldiğinde ileri ve durabilmek sukunetle bir sonra ki ritme kadar... Sevgiyle,severek,sevilerek, Yureğini sevdiğim .... Bır gün denizaşırı diyarda yasımdan kaçmak istedim,bavulumun içinde yasımın benim ile geldiğini bilmeden,bir uçağın kanadından uçurduğum hayallerim,bavulumu açtığımda yüreğime,tüm bedenime çöküverdi.Ölmek var,dönmek bu yoldan dediğim anda yüreğim içimde hapis kaldı. Unutabilmek için her şeyi,herkesi ve her yaşanılanı Koştum,koştum,koştum...Çok şey öğrendim,çok şey yaşadım,çok şey konuştum,ritmi,ileri derken geri adım, geri derken ileri adım,durmak imkansızdı,ritmi duymak içimdeki sesleri duymaktı. Bir gece sabaha doğru şişenin dibindeki camı gördüğümde,yüreğimi korkulara açıp bir uçağın kanadında döndüm,dönülmez dediğim diyarlara Ben koşarken,konuşurken,öğrenirken yaşamayı yasımla... Zaman ben denizaşırısı yerde iken de işlemiş bilemedim, durmamıştı ben gittim diye... Ben değişirken hayat dişlisinde, burada ki hayat dişlisi de durmamıştı, belki farklı, b... Devamı

28 01 2011

Sayın Takipçilere Duyuru

Sevgili seyyahdergi takipçileri. Göstermiş olduğunuz ilgi ve alakaya layık olmaya özen gösteriyoruz. Varnalı adlı öykümüzde bu hafta neler okuyacaksınız. İşte fragmanı. Sendika başkanı Abdül Bahtıkara hangi kişilerce ve ne sebeple tartaklanıyor. Abdül bu tartaklanma sonucu genel ülke çapında genel greve mi gidiyor? Grev gözcüsü görevine getirilen Mahir çalışmak için iş yerine gelen işçilere ne tepki veriyor. Tek iş tecrübesi pazarda nane limon ve ıhlamur satmak olan Naci, ünlü bir boru fabrikasına nasıl elektrik şefi oluyor? Borsada sikipilasyon yaparak köşe olan ünlü iş adamı kim?   Devamı

11 01 2011

Varnalı 2

- BÖLÜM 2 - MAHİR- - PAZARTESİ 18:30 -  Naci elini cebine götürüp beş lirayı çıkarttı. "Ama şimdi..." "Tabi tabi merak etmeyin şirkete yarı yarıya ortak olmanın yanında size olan beş lira borcumu da  ödeyeceğim." Naci parayı adama uzattı ve Mahir parayı aldığı gibi koşarak karanlığın içinde kayboldu. Naci bir süre ağzı açık karanlığın içinde öylece yalı kazığı gibi dikildikten sonra başını öne eğerek yürümeye devam etti. Mahir saklandığı ağacın arkasından çıkarak sırıttı. Biraz sonra Mahir, olay yerine yirmi metre uzaklıktaki büfenin önüne geldi. "Şurdan iki tane soğuk bira ver bakayım aslanım." Mahir, poşet içindeki biralarla biraz önce enayi vatandaştan beş lira aldığı kuytu alana geri geldi. Poşet içerisindeki biraları eliyle yokladı ve en soğuk olduğuna kanaat getirdiğini çıkartıp ilk yudumu aldı. "Oh be buz gibiymiş. Biraz daha param olsaydıda yanına fındık, fıstık alsaydım." Çalıların arasından bir hışırtı gelince Mahir, o yöne doğru baktı. Anlaşılan bu kuytu köşeyi meyhane olarak kullanan tek kişi kendisi değildi. Bu yeni gelen uzun boylu, dazlak kafalı, barbunda suratlı bir adamdı. İki eliyle birden siyah bir poşedin içindeki tartıyı sıkıca tutuyordu. Gizemli adam hiç konuşmadan gelip Mahir'in karşısına oturdu. Mahir bu adam hakkında fikir yürütmek için karşısındaki yüzü dikkatle inceledi. Barbunya surat, eblek eblek bakan gözlerle birleşince ortaya tam bir geri zekalı - enayi karması insan karakteri çıkıyordu. Mahir insan sarrafı olduğu için o anda fındık, fıstık parasının kendisine geldiğini anladı. "Buyur kardeş bira iç." Mahir, poşetten çıkartığı diğer bira şişesini adama uzattı. "Sağol. Ben bira içm... Devamı

21 11 2010

Varnalı

- BÖLÜM 1 - NACİ - - PAZARTESİ 18:00 - "Bir lira. Bir lira. Bir lira. Bir lira." Naci bir elinde ıhlamur paketi diğer elinde üstünde bir lira yazılı bir kartonla pazar yerinin ortasında ayakta dikiliyordu. Hava kararmış akşam ezanı okunmuştu. Pazarcılar yavaş yavaş mallarını toplamaya başlamışlardı. Naci sabahtan beri sadece beş tane paket sattığını fark etti ve kış mevsiminin gelip günlerin bu kadar kısalmasına hayıflanarak satışa devam etti. "Bir lira. Bir lira. Bir lira." Mallarını toplayıp gitmeye hazırlanan pazarcılardan biri Naci'nin yanına gelip kendisine içi domates biber dolu bir torba uzattı. "Kardeş şunları al da evine götür." "Yok, yok. Saol. Ben dilenci değilim." "Öyle değil. Yani, nimettir, yazık günah ayak altında ezilip ziyan olmasın." "Ha, o zaman başka. Öyle olur." Naci elindeki ıhlamur paketini sepete koydu. Bir elinde sepet bir elinde domates biber evinin yolunu tuttu. Önce peynircilerin olduğu kısımdan geçti sonra ayakkabıcıları geçip aşağı indi. Ufak bir tezgahta satılmakta olan Bulgar sigaraları, Bulgar şekerleri, Bulgar şarkıcıların CD lerini gördü. Biraz daha aşağı indiğinde Bulgar tekstil ürünleri ile karşılaştı. Daha sonra pazar yeri bitti ve bir piknik alanına vardı. Naci piknik alanına tezat bir biçimde ağaçlıklı alanın tam ortasından geçen çift şeritli ana yolun kenarında yürümeye başladı. Hemen yan tarafta türübünleri sökülmüş, demir kapısı yere yatmış, yedek kulubelerinin yerinde yeller esen koyunların otladığı  kum sahayı gördü. "Ah, ah. Yeterli param olsaydı mahallenin gençlerini yetiştirir Havuzlar Spor'u Süper ligde oynatırdım." Naci piknik alanının bitimine geldiğinde aydınlatma lambaları olmadığı için etraf ... Devamı

20 11 2010

Nazım Hikmet

Yaşamak şakaya gelmez Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın Bir sincap gibi mesela Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiç bir şey Beklemeden, yani, bütün işin gücün yaşamak olacak Yaşamayı ciddiye alacaksın, Yani, o derece, öylesine ki, Mesela kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, Yahut, kocaman gözlüklerin, Bembeyaz gömleğinle bir labarotuarda, İnsanlar için ölebileceksin, Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, Hem de en güzel, en gerçek şeyin, Yaşamak olduğunu bildiğin halde.   Devamı

16 10 2010

Öykü ve yazı gönder

Seyyahdergide sizin yazdığınız şiir ve öykülerinizi yayınlıyoruz. Yazılarınızı seyyahdergi@mynet.com adresine gönderebilirsiniz. Devamı

10 10 2010

Havuzlar Spor

Çorlu’nun ikinci sahası olan havuzlar parkındaki toprak sahanın sorunları bir bir çözüme kavuşturuldu. Yedek kulübeleri boyandı, çöpler temizlendi, saha düzleştirildi, yeni kale fileleri takıldı ve şimdi gerçek bir futbol sahasına benzedi. Devrim gazetesinde ve sitemizde toprak saha sorunlarını dile getirmiştik haberimizi okuyan Çorlu Belediyesi hemen işe koyulup toprak saha için gerekli olan kısımlara takviye yaptı. Sahayı düzleştirmekle işe başlayan Çorlu Belediyesi, kalelere yeni file taktı, daha sonra yedek kulübelerindeki içki şişeleri ve çöpler temizlendi, en son olarak yedek kulübeleri boyandı ve yeni haliyle Çorlu halkına sunuldu. Hafta sonu oynanan futbol müsabakalarında futbolcular sahanın düzleştirilmiş olmasından çok memnun kaldıklarını belirtti, eski görüntüsüyle engebeli sahada oynamak bizler için çok zor oluyordu diyen futbolcular bu yeni hali gerçekten çok güzel dediler. Bunun yanında sahanın yanından geçen havuzlar sakinleri bu yeni temiz görüntüsüyle gerçekten yapılan çalışmaları tebrik ediyoruz. Çorlu Belediyesine çok teşekkür ediyoruz dediler. Özellikle yedek kulübelerinin temizlenmiş ve boyanmış olmasına çok sevindik dediler. Samet AKSOY/Çorlu Devrim Gazetesi   NOT: Helal olsun be. Artık Çorlumuz'dan da Messiler Ronaldolar yetişecek. Gerçekten muazzam bir spor tesisi olmuş. ... Devamı

22 08 2010

İki Tekel İşçisinin Market Alışverişi

    Aha market. Dur içeri girip biraz alış veriş yapayım. Maaşıda daha yeni çektim cüzdan dolu. Biraz domates alayım. Biraz biber alayım. On tanede yumurta alayım. Aha şu ilerde alış veriş yapan Lütfü değil mi yahu. Vay köfte hor vay. Maaşı çeker çekmez soluğu markette almış.   "Vay Lütfü. Napıyon ne ediyon?"     "Alış veriş işte."     "Ben yumurta alıcam, tanesi 15 kuruş olanlardan. O yüzden buraya geldim. Yukardaki kazıkçı market tanesini 17 kuruştan satıyor."     "Vay dümbükler vay."     "Hayret bir şey arkadaş ya."     "Ne var ne oldu?"     "Daha ne olsun. Bu markette kilosu 75 kuruştan domates satılıyordu ama bulamıyorum."     "Şurdakiler ne?"     "Onlar olmaz. Çanakkale domatesi o. Baksana fiyatına 2 lira 55 kuruş. Altın satıyor sanki mübarekler."       "Pist marketçi kardeş bi bakar mısın?"   "Buyrun beyfendi ne istemiştiniz? Nasıl yardımcı olabilirim?"   "Sizde çürük domates yokmu acaba?"   "Biz çürük mal satmıyoruz beyfendi."   "Ama olur mu canım. Memuru var dar gelirlisi var. Sonracıma işçisi var emekçisi var ne bileyim işte bizim gibi tekel işçisi olan var. Siz markette çürük domates satmazsanız bunlar ne yiyecek. Lütfen not alın, marketinizd... Devamı

15 08 2010

Yeni Forum Hayırlı Olsun

  Seyyahdergi yeni forum ile hizmetinizdedir. Artık öykülerinizi bu forumda yayınlayabilirsiniz. http://www.smf123.net/s1/senaryo/ ÜYE OLUN. Devamı